
Dükkanı kapatalım, seneye geliriz..
Angeles Duran..İspanyol bir ablam.. 49 Yaşındaki bu ablam menapoza girdiğindir heralde "Güneş benim malım" demiş. Bu parlak fikir Amerikalı başka bir zeka küpünün ayı ve güneş sistemindeki bir kaç gezegeni kendi adına kaydettirmesinden sonra menapoz ablanın aklına gelmiş. Ablamın dediğine göre uluslararası anlaşmalar nedeniyle ülkeler herhangi bir yıldızı yada gezegeni kayıt altına alamıyor, ancak kişiler için önceden belirlenmiş bir kural yok.
"Düşene bir tekmeyi ben vururum ve ülkemden atarım" demeye hazırlanıyor İsviçre...Bundan bir sene önce seçmenlerin %57 sinin oyuyla "Ülkemizde daha fazla minare istemezük" diyen İsviçreliler şimdi de tecavüz, gasp tadında suçlar işleyen yabancıları ülkeden sınır dışı etmeyi planlıyor.
Kimileri doktorayı bitirmek için 4-5 sene debelenirken, o 3 senede bitirmiş. Şimdi üniversitede çalışıyor. Not ortalaması da bir hayli yüksek. Velhasılkelam Alman hatunlar da üstün ırkın farkında olduğu için Alman bir hatun kapmış bizim Kamerunlu'yu, iki senedir beraberlermiş. Noel'den önce evlenmeyi planlıyorlarmış, kız arkadaşı belediye'ye (ya da evlendirme dairesi) gitmiş, böyle böyle biz evlenmeyi düşünüyoruz demiş. Belediye'den ne deseler beğenirsiniz: "Bak kızım emin misin? Pipiye kanma bu Afrika asıllılar Almanya'da kalmak için Almanlarla evleniyorlar. Emin olmamız için bilmem kaç ay araştırmamız lazım onu yapmamız lazım bunu yapmamız lazım" demişler.. Kız manyamış tabi, kapıyı çarptığı gibi çıkmış dışarı.. Kamerunlu arkadaş hem kızıyor hem de gülüyor bu olanlara tabi..
Gelgelelim buna benzer bi hikayeyi bizim Himmet agabeyden duymuştum.. Himmet abi bizim bakkal.. Evin hemen yanında şarküteri, tekel bayi karışımı bir yer işletiyor.. Bundan 10-15 sene önce Almanya'ya gelmiş. Almanya'ya geliş sebebi çok değişik anlattığına göre.. Bucalı abimin annesini hastlanınca hastaneye kaldırıyorlar, sonra öldü diye morga koyuyorlar kadını kurtaramadık diye.. Himmet ağabeyin annesi sonradan nasıl oluyorsa morgdan çıkıp taksiyle eve geliyor. İşte o an diyor ki Himmet ağabey "Ben bu ülkede kalmam!" Sanat okulu bitirmiş, pek kalifiye bir eleman olmayan Himmet ağabey Almanya'ya turist olarak geliyor. Nasıl oluyorsa bir Alman hatunla evleniyor, o sayede Almanya'da kalıyor.. Aynı konunun lafı geçtiğinde "Benim yaşadıklarım yazsam kitap olur ya.." diyor bir de utanmadan ekliyor "Yakalasın açığımı şerefsizler yollasınlar, bir sürü çile çektiriyorlar. Yakalasalar ya açığımı puştlar.."
Güzel bir maç izledim. İki takım da kazanabilirdi. Kayserispor özellikle Santana ile 2 kere gole yaklaştı. Maçın başındaki pozisyonda unutulmamalı, iki pozisyonda da neyse ki Santana kötü vurdu. Galatasaray ilk yarıda Elano ile ikinci yarı Barış ile pozisyonları kaçırdı ya da şansı yardım etmedi diyelim. Elano belki daha iyi vurabilirdi ama bizim Süleyman iyi kurtardı, Barış'ın şansı yanında olsa top kaleye gidebilirdi...
Maçın içinde iki tane net penaltı pozisyonu vardı. Birincisi bacak arası yiyen futbolcunun Elano'nun ayağına basması vs vs, ikinci pozisyon bir gün önce Arsenal-Totenham maçındakine benzer bir pozisyon(Bkz. Foto).. Daha maç başlamadan az gollü geçeceği belli olan maçlarda bu tarz pozisyonlar çok önemlidir, maçın seyrini değiştirir. Haaakem göremedi neyse..
Hakan Balta'nın hali üzücü, belediye otobüsüne yetişmeye çalışan yaşlı amcalar gibi küçük adımlarla koşuyor ve nefes nefes kalıyor. İçtiği sigara light olsa bare..
Ağaç yaş iken de eğilmeyebilir..
Yolun sonuna geldiğinize inanıp bu diyarlardan uzaklaştığınızda..
..aslında daha yolun sonuna gelmemişsinizdir..

Mona Ramouni, 28 yaşında.. Michigan'da bir psikoloji öğrencisi.. Onun hikayesini farklı kılan kör bir Müslüman olmasının yanında rehber köpeği değil de rehber olarak bir midilli kullanması..
Velhasılkelam, bir kaç yerde haber; Mona'nın aşırı tutucu ailesinin köpeğin pis olmasından dolayı izin vermediği, başka bir yerde de köpeğin pis olmasından dolayı İslam'da bunun yerinin olmadığı bu yüzden de tayı kullanmak durumunda kaldığı şeklinde verilmiş..
Diyeceğim şudur ki,sadece ve sadece kızcağızın azmini takdir etmek ve mutluluğu paylaşmak yerine topuna falsolu hareketlerle girmiş olmanın ne manası var bilemedim..
Amerikalılar ve parlak fikirleri.. Florida'da parlak zekalı bir girişimciden muhteşem bir fikir: Kamyoncuya keleş beleş..
Dean'in in kim olduğunu kısaca yazmıştım. Hani şu Birmingham'ın köylüsü olan.. Neyse karşılıklı oturuyoruz, arada hoş beş muhabbet oluyor. İngiltere'deki gençlere giydirdi geçen de.."Daha çocukkene büyüklere özenip yapıyorlar çocukları devletten de daireleri oluyor. Destek de alıyorlar gül gibi geçinip gidiyorlar" dedi. "Nası oluyor, yap çocuğu beslesin devlet muhabbetinin bokunu çıkardınız galba" diyince, "Biraz öyle dedi 17-18 yaşında çocuğu yapıyorlar çocuk 16 yaşına gelene kadar devletten yardım alıyorlar. Devletin siteleri var bunları dolduruyo oraya evleri de oluyor mis gibi para da alıyorlar. Gül gibi geçinip gidiyorlar.." Buradaki 5.0 cılardan beter çıktı bu çocuklarda..
Ne de olsa skor önemli değil Bundesliga II'de düşmemeye oynayan iki takımın mücadelesi. Özellikle Arminia Bielefeld koşar adam küme düşmeye gidiyor. Takımın hali içler acısı; sezonun ilk haftalarına Bielefeldli bir arkadaşlarım kupada turu geçerlerse kazacakları parayla (ki cüzi bir miktar olsa gerek) uzun boylu zenci forvet alacaklarını söylemişti. Şanslarına turu geçmişler aldıkları forvet ise ilk maçında rakip takımın defans oyuncusunun "Bana maymun, orangutan bişiler dedi, abuk subuk konuştu" dediğini gerekçe göstererek dirseği çakmış, kırmızı kartı yemiş.Anlayacağınız Arminia'nın hali içler acısı...
Maçta dikkat çeken şeyler ise oynanan futbol değildi. Örneğin; 2. Lig sonuncusu Bielefeld'in bileti 20€.. Bunun karşılığında oturarak bu muhteşem maçı izleyebiliyorsunuz. Stadyum çevresinde ve de tribünlerde seyyar olarak bira satışı Almanya'da ki bir maç için olağan karşılanabilecek bir durumdu. Sigara içenlerin vapur keyfine edildiği gibi stresli maçlarda taraftarın sigaraya sarılmayıp daha fazla küfretmesini sağlamak için uygulanan sigara yasağı ne gariptir ki Bielefeld'in stadyumunda geçerli değildi. (Sahadaki tek tanıdık adam: Oliver Neuville)
Biraz daha ekonomiden söz edelim. Maçı beraber izlediğim arkadaş "Şu karşıdaki tribünü görüyor musun?" dedi, " İşte o tribün yüzünden takım batağa saplandı. 12 milyon Euro tutması gerekirken 16 milyon Euro tuttu. Şimdi iflasın ettik edeceğiz" diyordu. 2.Ligin sonuncusu bir takımın bir tribününden bahsediyoruz..."Takım rezalet peki taraftar yanlız bırakıyor mu" derseniz, maça giden biletli seyirci sayısı "10.112" kişi (-1, bi daha gidersem Ankara'nın Dikmen'i)... Galatasaray'ın ASY'de geçen sezon seyirci ortalaması ise 17.000 kişiydi.. Türkiye'nin en büyük takımlarından birinin seyirci ortlaması neyse ki (!) Almanya 2. liginde düşmeye oynayan bir takımdan fazla gibi gözüküyor..
Kıssadan hisse maç rezaletti, topu alan kimi zaman topla beraber dümdüz bile gidemiyordu, ancak yapılan yatırımlar stadın alt yapısı, ulaşım vs vs..bizim dünya kulüplerimizle karşılaştırıldığında takdiri hakediyor..
Zamanınızın çoğunu Facebook ve Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde mi geçiriyorsunuz?
Bu programı çalıştırmak için sadece şifrenizi girerek arkanıza yaslanmanız yeterli. Sonunda tüm Facebook ve Twitter arkadaşlarınızın silindiğini ve geriye bomboş bir ekran kaldığını görerek rahatlayacaksınız."