Meydan Okuma -2
1 yıl önce

3)Sağlık sorunları nedeniyle yüzünüzü saklamınıza izin veriliyor. Günde beş kere dua etmeniz için güneşe karşı alerjiniz olmasını dilemek iyi bir neden olabilir.
Gülüşüyle, duruşuyla taraftarın sevgisini kazanan Harry Kewell.. Topa vuruşuyla, profesyonelliğiyle Harry Kewell.. Sözleşmesi bitiyor ve takımda kalıp kalmayacağı belirsiz.. Nasıl bir sözleşme önerebileceğimizi daha önce yazmıştım (1+1 sözleşme yapılmalı, ilk sezon 25 veya 30 maç sahada olursa 2. sezon için olan opsiyon aktive olmalı.Senelik ücretinin 2/3'ü peşin para geri kalanı maç başına).
Arkada aç kurtlar gibi bekleyen Bursaspor şampiyonluğu aldı, kaçtı. Uzun uzun yazılabilir Bursaspor methiyeler düzülebilir zamanı gelince.. Şimdilik sadece "Tebrikler Bursaspor, Helal olsun!"..
Defansif yönden bakarsak, Mehmet Topal Valencia yolcusu olduğuna göre yerine birileri alınacaktır. Altay'dan alınan Musa Çağıran, ilk sezonunda üst düzey performans gösterir formayı kapar, takımın vazgeçilmezi olur dersek hayal kurmuş oluruz. Ayhan'ın sezon sonu sözleşmesi bitiyor, muhtemelen İstanbul'dan fazla uzak olmayan bir takıma transfer olup 1-2 sezon daha oynar.
Barış Özbek'i Almanya'ya geri göndersek orta seviye bir takımda koşuşturup dursa hem kendine hem de bize faydası daha çok olur. Türk pasaportu olmasaydı "Yabancı kontenjanını bu adamla mı dolduruyoruz, bunun gibi topçu Türkiye'de çok var" derdik. Teknik açıdan fakirlik çeken bir başka oyuncu da Mustafa Sarp. Eğer bu ikiliden birini gönderecek olsak Mustafa Sarp'ın takımda kalmasını isterim. Mustafa Sarp'ın yaşı daha geçkin olabilir, keza Barış Mustafa'dan biraz daha yetenekli olabilir, ancak Mustafa takımı için oynayarken Barış kendisi için oynuyor. Bir maç kaybedildiğinde Barış muhtemelen "Scheiße!Benim takım maçı kaybetti" derken Mustafa Sarp "Maçı kaybettik, a.. k.." diyordur. Fiziksel açıdan bu iki oyuncuyu karşılaştırırsak Mustafa Sarp'ın daha uzun boylu olması kornerlerde çıkıp gol atması onu bir adım öne çıkartıyor. Açıkçası oynadıkları futbol arasında Barış işe Mustafa arasında uzun bir periyotta çok uçurum olmaz, ama takım olgusu içinde takım olmaya daha fazla katkısı olacak adam Mustafa Sarp'tır. Eğer bu ikisinden biri gidecekse Barış olmalıdır. Keza şu anda takıma para kazandırabilecek adam da Barış.. İkisi de takımda kalabilir tabi, bunu istemeyenleri olsa da..
Elano'nun durumu tam bir soru işareti, dünya kupasında iyi performans gösterir de para ederse elden çıkartılır diye düşünüyorum. Geldiği zaman da tartışıldı hala da tartışanlar veya Alex'le karşılaştıranlar var, ama bu adam ne "10" nömero oynuyor ne de kanattan bindirmeler yapıp, orta kesiyor. Kanattan orta yapan adam veya Alex'in son hazırlayıcı olduğunu düşünürsek, bu adam ön hazırlayıcı oynuyor. Rakip geldiğinde rakibe basıyor, pas dağıtıyor, kafayı kaldırıp bazen uzun paslarla son hazırlayıcı rolüne soyunuyor. Son hazırlayıcılardan en önemli farkı defansa yaptığı katkıdır. "Allllaaa paralara bak" dedirten bir teklif gelmedikçe kalmasından yanayım. Pek tabi onun da sadece fiziksel açıdan değil zihnen de Galatasaray'da oynuyor olması gerekir. Antalyaspor maçında stadyumda yoktu galiba? Ayakları bizde oynuyor olabilir ama ya kafası?
Şu anda kanatlarda oynayabilen (Arda, Caner, Gio, Kewell, Keita, Sabri, Emre Çolak) 7, Barış (sağ) ve Ayhan'ı (sol) sayarsak 9 oyuncumuz var. Ancak sezon sonu veya dünya kupası sonrası bu oyuncuların yarısından çoğu takımdan ayrılabilir. Arda gitti gidecek deniyor, benim gönlüm 1 sezon daha kalmasından yana daha fazla değil. Futbolunu İngiltere'de daha üst seviyelere taşıyacağı kesin, ancak "Mental açıdan yurt dışında oynamaya hazır mı?" sorusunun cevabı Arda'nın bir sezon daha Galatasaray'da kalmasını gerektiriyor. Örneğin Tottenham'a gidip çatır çatır oynayabilir, kendini kabul ettirir "Turkish Messi" derler ya da takıma ve yurtdışında yaşama alışma süresi zorlu geçer o sırada kendi içine kapanır ve değerini kaybeder. Yakın zamanda öğreniriz neyi tercih ettiğini..
Kewell: 1+1 sözleşme yapılmalı, ilk sezon 25 veya 30 maç sahada olursa 2. sezon için olan opsiyon aktive olmalı. Senelik ücretinin 2/3'ü peşin para geri kalanı maç başına şekilinde ödenmeli. Nasıl olsa ligde 8 Yabancıyı oynatamıyoruz, kenarda oturacaksa Kewell otursun. Gençlere hem İngilizce hem futbol öğretir..
Keita takımı alıp götürebilen bir oyuncu, Dünya Kupası'nda kadroda olur, Afrika Kupası'nda attığı gol gibi bir gol atar, asist yaparsa elde tutmamız zor olur. Tek falsosu ara ara kendini kaybetmesi, yoksa çok şugar adam valla. Sözleşmesi yeni uzatılan genç yeteneğimize gelirsek; Emre Çolak'ın kanatta oynatılmasından ziyade ortada oynamasından yanayım, sahayı iyi gözlemleyebiliyor. Gençliğinden kaynaklanan laubali hareketleri azaltabilir ve kuvvetlenirse ne güzel olur valla. Bir de daha öncede dedim, ben bu çocuğun uzaktan şut atabilme ihtimalini seviyorum. Forvetleri uzun uzun yazmaya gerek yok, Baros var gerisi yalan.
2009-2010 Sezonu pazar günü oynanacak maçlar ile son buluyor. "Şampiyon Alex'li Fenerbahçe'mi yoksa Ertuğrul Sağlam'ın Bursaspor'u mu olacak" sorusunun yanında Galatasaray sezonu iki hafta erken mi açacağım derdiyle uğraşıyor. Galatsaray'ın durumunu değerlendirelim..
Aykut'la Ufuk çekişsin sonunda Ufuk kaleyi alsın, bırakmasın istiyorum. Derdimiz tasamız olmasın senelerce, fellik fellik yabancı kaleci aramayalım. Kaleci transferine de karşıyım, hele yabancı kaleci transferine sonuna kadar karşıyım, Ochoa'yı (yandaki arkadaş) getirmedikten sonra. CM (ya da FM) olsa Mondragon'u karın tokluğuna çalıştırıp, diğer iki kaleciye tecrübelerini aktarmasını bekleyebilirdim ama gerçekte pek imkanlar dahilinde değil.
Beklerden başlarsak.. Sağ taraf Sabri, Serkan, Uğur ile bizi götürür durumda. Sağ açıktan sağ beke geçiş yapan ve taraftarın neşe kaynağı Sabri hata da yapsa hızıyla ve hırsıyla bir çok açığını kapatıyor. Bitmeyen ve bitmeyecek şut çekme sevdasına diyecek bir şey yok, daha çok dalga geçilecek ama Sabri bıkmadan usanmadan şut çekecek. Daha doğru zamanda ve doğru yerde şut çekebilse yani oyun zekasını biraz geliştirebilse tadından yenmez ya neyse..
Kalan ikiliden Uğur geçirdiği sakatlığı hala üzerinden atamamış gibi. Hızlı futbol oynayacaksak Uğur'un kendine gelmesi şart bu haliyle Sabri'den formayı kapması zor. Serkan için ise abisi "Benden daha iyi futbolcu" demişti. (Gerçi kendisi de şimdi Gaziantep'te oynuyor) Fiziksel açıdan "Koy beke oynar yeaa" desek de kendisini çok fazla izleme şansı bulamadık. Kendisinden beklenen ilerlemeyi gösterebilirse Sabri ile olan forma savaşında Uğur'un önüne geçebilir. Gerçi Rijkaard Sabri'nin sakatlığında Uğur'u ve hatta Emre Güngör'ü o bölgede tercih ediyordu. Bekleyelim, görelim. Sağ beke transfer mi? Olacaksa Ekrem Dag olsun yeni bir Cihan sendromu yaşalım..
Hakan Kadir Balta (adında Hakan olmasaydı direk stoper oynardı) sol taraf için tartışmasız en ideal isim. Kadro sayılırken Hakan Balta'dan başlayıp devam edebiliriz, ara ara performansında dalgalanmalar olsa da gider be abi. Caner'in durumu belirsizliğini korurken, gerek Arda ile olan kavgası gerekse defans yapmayı bilmemesi (Bkz. Antalyaspor maçı veya herhangi bir maç) Galatasaray'ın bu bölgeye bir transfer yapacağını gösteriyor. Arda ile olan kavgasında ise takım kaptanıyla kavga eden Caner değil Manisaspor'dan ve (belki) günlük hayatta yakın arkadaşıyla kavga eden bir Caner var. Yaşları çok genç, egoları yüksek arkadaşlar arasında zaman zaman böyle artislenmeler olabilir. Kavga olayında, Caner'in gözünde takım kaptanına değil, arkadaşı Arda'ya bir "O el inecek!" tarzı horozlanma vardır. Bu nedenle de kavgadan hemen sonra Arda ile fotoğraf çektirmelerinin sahte, barışmalarını gerçektir.
Defansın ortasına geldiğimizde işler biraz karışık. Servet, Gökhan Zan, Emre Güngör, Ali Turan, zaman zaman Hakan Balta.. Servet muhtemelen gidecek, Rijkaard'la pek uyuşamadılar. Para ederken elden çıkarmamız, hem bizim açımızdan hem Servet'in futbol oynayabilmesi&kariyeri açısından iyi olur. Lucas'la beraber iyi bir ikili olabilirler mi? Servet haddini bilir, topla saçma işler yapmaya kalkışmaz, basit oynarsa sorunumuz kalmaz. Ancak daha olası gözüken Servet'in yurtdışı yolculuğu. Gökhan Zan, Baros'un 5 numaralı formayı giymesini engellemekten başka bir işe yaramıyor. Aklımda 2008'deki şampiyonasından kalan bir sahne var. Top Gökhan'a doğru geliyor. Gökhan bekliyor. Beklemeye devam ediyor. Sonra "Anam noliy" diyerek Simao'nun topu kapacağını idrak ediyor ve tekmeyi basıyor. Pozisyonun ardından turnuvayı kapıyor...
Emre Güngör ise kendisine verilen şansı genel olarak iyi değerlendirdi, ancak o da Rijkaard'ın aradığı geriden top çıkartacak adam değil. Bu yönden haddini bilmemesi de (Servet'in hastalığından) ayrı bir dert. Can sıkıcı başka bir durum da Gökhan ve Kewell'la 3-5-8'e oturduklarında masadan kalkamamaları.. Ali Turan'ı Kayserispor'dayken beğenirdim ama 6 aydır maçlara çıkmayan bir oyuncuya bel bağlamanın pek mantıklı olmaz. Tekniğinin Servet'ten iyi olduğu kesin ama Rijkaard'ı tatmin eder mi bilinmez, maç eksiği de diğer bir handikapı. Emre Aşık'ı alkışlarla uğurladığımıza ve Kadir Balta'nın isminin başında Hakan olduğuna göre "Abi, ortaya stoperin varsa tadından yenmeyecek cinsten,bi stoper; onun soluna da bi bek getiriver şimdilik" diyor ve orta sahayla forveti başka bir yazıya bırakıyorum. Zaten yeterince uzun oldu, sonuna kadar okursanız ne ala :)
Bazen farklı haber kaynaklarından değişik haberler için okumak için, bazen de aynı haberin farklı yorumlanmasını okumak için Zaman gazetesini takip ediyorum. Bugün Zaman'da "Alman lider, burka yasağına karşı çıktı" başlığıyla yer alan bir habere göre Almanya Cumhurbaşkanı Horst Köhler "Kadınların tümüyle kapanmalarının kadın-erkek eşitliği konusunda kendi anlayışına uymadığını belirterek, "Ancak Almanya'da yine de bazı kadınlar burkayı giymek istiyorsa, bunun yasaklanmasının istenilmesi için bir neden yok." şeklinde konuştu. Bu tür tartışmaların ideolojik olarak yapılmaması konusunda uyarıda bulunan Köhler, bu tartışmaların aydınlatıcı olması ve Müslümanlar ile Hıristiyanların bir araya gelmesine olanak sağlaması gerektiğini kaydetti" demiş.
Buna ek olarak Almanya'nın Avrupa Parlamentosun'daki temsilcisi Silvana Koch Mehrin bu ay içinde yüzü kapatan örtülerin tüm Avrupa'da yasaklanmasını ve burkanın kadın haklarına karşı oldukça büyük bir saldırı olduğunu ve de bunun mobil hapishaneler olduğunu belirtiyordu.

Efenim, siz de okumuşsunuzdur Kosova yakınlarında yeni bir toplu mezar bulunmuş. 250 kişilik son derece konforlu, serin zemin toprak katın altında Kosovalı Arnavutlara yer ayırmışlar. Çıkışı olmayan bu girişlerde ebedi misafirlere kolaylık sağlansın diye toplu giriş uygulaması yapıldığını tahmin etmek de zor değil. Güzel güzel yatarlarken sessizce plastik eldivenli bir el uzatmışlar, bu otelin misafirlerine.. Çok rahatsız olmuşlar tabi ama seslerini çıkartamamışlar. Yazık, neyse ki her oteli denetleyen bir kurum var. Keza otelin baş mimarlarından Radovan Karadzic’in de başı bu kurumlarla dertte... Ya bu otelin çalışanlarına ne oluyor derseniz, yakın zamandan bir örnek verelim: Miloş Stupar..
Yani yandaki şeker adam (hee Miloş işte) bir kaç gün önce serbest bırakılmış. 40 senelik hapishanede yatay düzlemde geçireceği günler son bulmuş. Neden olarak da, Stupar'ın yönettiği Sırp birliklerinin üzerinde doğrudan yetkisi olmadığı için serbest bırakıldığını söylenmiş. Bosnalılar “Yahu tabi çıksın, ne işi var hapishane köşelerinde..Bizi de bundan sonra yormayın, gelmeyelim mahkemelere tanık diye boşu boşuna yol parası veriyoz” diyerek memnuniyetlerini belirtmişler. Srebrenica Anneleri Derneği Başkanı Hatice Mehmedoviç de Miloş Stupar'ın serbest bırakılmasının “katliamın ödüllendirildiğini göstergesi olduğunu” belirterek, “Bu mahkeme kararı, Stupar'a yakınlarımızı öldürdüğü için bir teşekkürdür” diye konuşmuş. Srebrenica’ da olanlar hakkındaki bir blogda şu soru soruluyor: “Bu adamcağız (yazık garibime çökmüş hapishanede) olaylar esnasında çiğdem çekirdek mi satıyordu? Eğer satıyorduysa bu adamın zararını kim karşılayacak,e çünkü çekirdek çitleyecek ne çocuk kaldı, ne anne ne de baba..”
Eğlence, şamata gırgır diyince ilk akla gelen ülke İsrail’de dünyayı neşelendirmeye devam ediyor. Filistin-İsrail görüşmeleri dolaylı yoldan da olsa başlamış bulundu. İçerde ağabeyinin yanında sesini çıkartamayan ve “Valla billa durdurduk inşaat(Ramat Şlomo'daki;Doğu Kudüs), söz ya 2 seneliğine durduruyoz bak, ya vurma ya” diyen başbakıcı Netayyanni rağmen Kudüs Belediye Başkanı “Yau, ne durduracaz, yannış annamışınızdır, dili sürçmüştür, lahmacun molası verdi bizim ameleler devam ediyor inşaatlara” demiş. Bu görüşmeler kendi çapında süredursun, Amerika İsrail’e Hizbullah’tan eskik kalmasın diye çok akıllı bombalar (3 çeşit) tedarik ediyormuş. Bunlardan biri olan lazer teknolojisine sahip çok akıllı bombaların tek falsosu isminin çok olmasıymış.. Çok terbiyesiz bu Amerikalılar canım.. [ (laser-guided Bomb Unit GBU-28 (nicknamed "Deep Throat")]
Daha da uzatmayalım çapkın başkana dönelim. P.tesi sabaha karşı 02.00’de girilmiş bir haber var Radikal’de :'Devam' diyen Baykal bugün hayata dönüyor. Herhalde başka işe alım görüntülerinin de ortaya çıkmasından korktu veya 2 hafta sonraki kurultay için ayak yapıyor, şeker yüzlü çapkın başkan. Olayların Baykal reddedilmemesi hatta Zülfü Livaneli’nin “Yahu ben biliyom, onları eski onlar eski en az 8 senelik” demesi bu işe alım prosedürünün gayet normal olduğunu gösteriyor. En kral Başbakan Erdoğan Baykal’ın olayı yalanlamamasının üzerine barnak basıyor işe alım görüntülerinden haberdar olduğunu ve “Yaşından başından utan,piuu boyun devrilsin. Evli barklı adam, yazık yapılır mı yahu. Sakla sakla sakla, kimseler görmesin...” diyerek Baykal’ın çapkınlığı kıskandığını açıkça belirtiyordu. Almanlar Baykal’ın çoraplarını son modaya uygun bulmadıklarını belirtirken, son zamanlarda iyice sağa kayan ve milliyetçilik akımına kapılıp azınlıkları görmezden gelmeye başlayan CHP’nin Baykal’ın gidişindan sonra değişerek gelişebileceğini söylüyorlar.
Rahat bir mağlubiyet aldık, ziyadesiyle afiyet olsun. Kimileri sahada yoktu, kimileri stadyuma bile gelmemişti. Şu yerde yandaki adamın vedası böyle olmasaydı daha iyiydi. Amaçsız bir halı saha maçına çıkmış bir takım, maçı değil maç sonu birasını düşünüyordu sanki. Biraz ter atmışın, muhabbet güzel birayı içersin gevşersin sporunu yapmış olmanın rahatlığıyla.. Bu maçı Galatasaraylı futbolcuların oynama nedeni de ne arma ne de formaydı, sadece biraz ter atalım, sonra "Maç Sonu Birası" ile muhabbet eder arkadaşlarla takılırız. Nası olsa lig bitti.
Maçta bir sürü düzeltilememiş hata vardı, bir sürü değişmeyen ve de gelişmeyen. Neyse uzatmayalım ne de olsa hedefsiz motive olma sorunu çeken bir takımla hedefsiz motivasyonu tam bir takımın mücadelesini izledik işte. Keşke Emre Aşık'ı layığıyla ellemeler üstünde uğurlasaydık daha iyi olurdu ama kısmet değilmiş. Hee bir de ben Emre Çolak'ın uzaktan şut çekebilme ihtimalini sevdim yahu..


İsrail “Bu İran var ya bu İran çok ballı ya.. Kimse gelmemiş, seçimler yapılırken vekil sayısı az diye Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonun’da sandalye hakkı kazanmışlar. Ne işleri var orada, deprem olsa başı açık kadını suçluyo bunlar” diyince, İran karşılık vermiş “Hop birader hop, kadın benim severim de döverim de saa ne.. Hem sen haddini bil. Duyumlar aldım, Suriye’ye yamuk yapıcakmışın.. Çıkar onu aklından yoksa ayağın, bacağın ve deee bütün uzuvlarını keserim” (Iran: We'll 'cut off Israel's feet' if it attacks Syria) demiş. Jöleli saçlı, siyah deri montlu mahallenin abisi bunları duyunca koşarak gelmiş “İsrail’e bir şey olursa üzerim. Hem sen de şu Suriye zibidisi ile beraber Hizbullah’a Scud füzesi falan veriyomuşunuz el altından..ne ayak?.. Haa bi de, Amo buraya kafa karıştırmaya geliyosa hiç gelmesin, sakalını keser geri yollarız, parlak suratıyla bi daha kimse onu sallamaz” diyerek hem İsrailin yanında olduğunu bir kez daha belirtmiş hem de Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın gözden geçirme toplantısında İran heyetine bizzat başkanlık edicek Mahmud Ahmedinecad’a inceden dokundurmuş.
Rusya’da Putin bir yandan atçılık, okçuluk, ayıcılık artık ne varsa onun şovunu yaparken Ukrayna ile olan ilişkiler yeni hükümet ile birlikte sıkılaşmaya başlamış. Putin “Daha da yakınlaşalım, daha da.. hatta bizim Gazpromla sizin gaz dağıtım şirketi birleşsin.. adı neydi.. neyse. İşte birleşelim daha da kaynaşalım. Çok bi güzel olur" demiş. Ukraynalı yetkililer “ Vallaha çok şaşırdık billaha çok şaşırdık beklemiyoduk böyle bi teklifi, hazırlıksız yakalandık hele bi oturalım soluklanalım konuşulur elbet bunlar” dese de muhalefet lideri Yulia Tymoshenko “ Heriiif ,heriiif birleşicez de ortak olucaz da kaynaşıcaz ha.. Senin de kafa hiç bi işe çalışmıyo.. Kaynaşma falan değil bu resmen adamların bize birleşmesi” demiş.

- Baros vardı. "Atıyor efenim durduramıyoruz" derken tez zamanda iyileşmesini dilemek durumunda kaldık. Sezon başı antremanlarının tamamına katılabilsin yeter. O zaman gene yazarız,kısa ve net: Baros vardı.
- Sabri ve kırmızı pabuçları vardı. Jay Jay Okocha' getirmişti, bu büyülü kırmızı ayakkabıları. Kırmızı ayakkabı giyen herkes top cambazı oluyor, tekniği artıyor, uzaktan çektiği şutlar doksanı buluyordu. Mesela yani.. :)
- Aykut'un kulubede durmasına üzülmüşümdür, oynayamıyorsa gitsin başka bir takımda oynasın, kalecilik maç yapa yapa öğrenilir kulübede oturarak değil bir çokları gibi diyordum. Bu maçta adamını kaçıranlara topu çıkardıktan veya ceza sahası dışından şut çektiren arkadaşını top auta gittikten sonra fırçalaması beni sevindirdi. Dudaklarını büküp, parmağıyla gözünü işaret eden sonra da sakin sakin oyuna devam edenlerden her türlü iyidir.
- Kewell'ı sahada tekrardan görmek sevindiriciydi. Yönetimle birbirlerini fazla sıkmasalar, 1+1 sözleşme imzalasa da herkesin yüzü gülse. "Kewell from Galatasaray" dese de bizde özenip "Benden bundan sonra "Gassaraylıyım" yerine böyle diyecem " desek..
Günlerden geçen cumartesi, Houston sokaklarında plakasız dolaşan bir arabayı polis durdurmak istemiş. Bakmışlar; arabayı çekik göz, kravatlı, gözlüklü, kısa boylu bir adam kullanıyor. "Höt,desek durur lan" bu demişler. "Hüt" demişler, durmamış, Çinli basmış gaza yola devam etmiş. Polisler "Bu büzük adam bizim sözümüzü nasıl dinlemez" diye peşinden gitmişler. Arabasını garaja parkedene kadar beklemişler. Sonrasında adamcağızı biraz tartaklamışlar ve de pataklamışlar, içlerinden biri "Du lan, dur,millet bakıyo " diyince hemen kelepçeleyip tutuklamışlar doğru kodese.